Fransızca içindeki à ne anlama geliyor?

Fransızca'deki à kelimesinin anlamı nedir? Makale, tam anlamını, telaffuzunu ve iki dilli örneklerle birlikte à'ün Fransızca'te nasıl kullanılacağına ilişkin talimatları açıklamaktadır.

Fransızca içindeki à kelimesi -de, -da, -e, -a, -de, -da, -de, -da, -e, -a, ila, arasında, -e, -a, ile, -le, -la, A, A, a, A, -e doğru, üzerinde, iken, yaparak, üzerinde, -de, -da, -e, -a, -e, -a, gibi, şerefine, oranla, -e, -a, kıyasla, nazaran, -e, -a, karşısında, karşılık, hakkında, ilişkin olarak, yaşında, yaşındayken, -de, -da, karşılığında, A, hizmetinden faydalanmak, -lı, -li, -li olan, üstünde, üzerinde, ile beraber, ile birlikte, -de, -da, her biri, asılı, olmak, için, -leri, -ları, -e doğru, -miş miydi, -mış mıydı, sahiptir, -mamış, -memiş, -e sahiptir, ötesinde, birisine, birine, -den ziyade, ile, -le, sorumluluğunda, -e, -a, tercihen, hepsi birlikte, -de, -da, -de, -da, Ar, belirli bir vakitte, kredi mektubu, sahip olmak, sahip olmak, (hastalığı) olmak, sahip olmak, sahip olmak, -si olmak, -si bulunmak, almak, -miş, -mış, almak, öç almak, intikam almak, misafir etmek, konuk etmek, almak, teslim almak, -dır, -dir, almak, eline geçmek, (hastalığa) yakalanmak, (hasta) olmak, yakalamak, almak, hissetmek, sahip olmak, kandırmak, karşılaşmak, sivilcelenmek, ayırmak, muzdarip, borçlanmak, kandırmak, sahip olmak, elinde tutmak, meşgul olmak, uğraşmak, olmak, basmak, yetişmek, belirleyici özelliği olmak, kapmak, sahip olmak, -si olmak, malik olmak, başlatma, beslemek, geçmek, sahnede, a, -de, -da, -e kadar, kadar, içine, içerisine, moda, yola çıkmış, ocağa, uzağa, devamlı, sürekli, deplasmanda, rakip sahada, içerisinde, heyecanlı, dikkatli, abazan anlamına gelir. Daha fazla bilgi için lütfen aşağıdaki ayrıntılara bakın.

telaffuz dinle

à kelimesinin anlamı

-de, -da

préposition (dans un lieu) (yer)

Il est à la maison en ce moment.
Kendisi şu an evde.

-e, -a

préposition (destination)

Il est allé au magasin. Il est allé dîner.
Dükkâna gitti.

-de, -da

préposition (heure) (zaman)

Le train part à neuf heures.
Tren saat dokuzda kalkıyor.

-de, -da

préposition (événement)

Elle est à une réunion.
Kendisi şu an toplantıda.

-e, -a

préposition (par rapport à)

La table était parallèle au sol. Il a réagi avec tendresse à sa violente réaction.
Masa, yere paralel olarak konmuştu.

ila, arasında

préposition (graduation)

(edat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").)
Pendant l'été, les températures vont de trente à quarante degrés Celsius.
Yazın sıcaklık otuz ila kırk derece arasında olmaktadır.

-e, -a

préposition (résultats sportifs,...)

Manchester United a remporté le match, quatre à deux.
Beşiktaş maçı dörde iki kazandı.

ile, -le, -la

préposition (moyen)

(edat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").)
Sa voiture roule au diesel. Tu es venu à pied ?
Arabası dizelle çalışıyor.

A

nom masculin (Scolaire : notation) (sınav notu)

J'ai eu un "A" à mon examen d'histoire.
Tarih sınavından "A" aldım.

A

nom masculin invariable (groupe sanguin) (kan grubu)

(isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.)
Je suis de groupe sanguin A.
Kan grubum A'dır.

a

nom masculin invariable (subdivision) (alt bölüm)

(isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.)
Quel est la réponse à la question 3a ?
Soru 3a'nın yanıtı nedir?

A

(adresse) (ev numarası)

Qui habitait au 221A Baker Street ?

-e doğru

préposition

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Par exemple : à l'arrière, à part

üzerinde

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)

iken

préposition

(edat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").)
Nous brûlons peu de calories au repos.

yaparak

préposition (manière)

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Nous avons roulé à bonne vitesse.

üzerinde

préposition (responsabilité) (sorumluluk, vb.)

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
C'est toujours à moi de résoudre les problèmes.

-de, -da

préposition (télévision, cinéma) (televizyonda, radyoda, vb.)

Ils l'ont vu à la télé.

-e, -a

préposition (contact) (yönelme)

Le combattant a pris un coup à la mâchoire.

-e, -a

préposition (aide, secours, rescousse) (niyet)

Sarah est venue à la rescousse.

gibi

préposition (sentiment, émotion)

(edat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").)
À sa grande horreur, le tableau avait disparu.

şerefine

préposition (toast, souhait)

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Au couple heureux ! Hourrah ! Hourrah !

oranla

préposition (rendu)

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Je fais 60 kilomètres au litre avec cette voiture.

-e, -a

préposition (ajout) (eklemek)

Les frais supplémentaires ont ajouté du sel aux blessures.

kıyasla, nazaran

préposition (opposition)

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Les mûres de cette année sont inférieures à celles de la récolte de l'an dernier.

-e, -a

préposition (position relative) (yön, doğrultu)

Le rail de gauche est parallèle au rail de droite.

karşısında, karşılık

préposition (réaction)

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Il a réagi avec tendresse à sa violente réaction.

hakkında, ilişkin olarak

préposition

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Je parle en général, par rapport à vos efforts cette semaine.

yaşında, yaşındayken

préposition (âge)

À 18 ans, elle est partie vivre avec son copain.

-de, -da

(bir konuda beceri)

Je suis nul aux échecs.

karşılığında

préposition

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Les pommes sont à un dollar la livre.

A

nom masculin invariable (lettre de l'alphabet) (alfabenin ilk harfi)

(isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.)
Il y a deux a dans le prénom « Anna ».
Armut kelimesi 'a' harfiyle başlar.

hizmetinden faydalanmak

préposition

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
Nous sommes clients à la Citibank depuis des années.

-lı, -li, -li olan

(qui comporte)

(edat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").)
Ma voiture, c'est celle avec les bandes rouges.
Kırmızı çizgili olan araba benim arabam.

üstünde, üzerinde

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Le chat est encore monté sur le toit.
ⓘCette phrase n'est pas une traduction de la phrase originale. Tablo duvarın üstünde asılıdır.

ile beraber, ile birlikte

(edat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").)
C'est l'homme avec la chemise bleu foncé.
ⓘCette phrase n'est pas une traduction de la phrase originale. Oyuncak bebeğini, diğer oyuncak bebeklerle birlikte yerine kaldır.

-de, -da

(yer)

J'habite (dans) une petite ville en France, mais ma famille habite à Londres. Je t'emmènerai dans mon magasin préféré dans le centre-ville.

her biri

(Sports : résultats)

(sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.)
Le score est de trente partout pour l'instant.

asılı

(suspendre) (üzerinde)

(sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.)
Sa veste est sur le portemanteau.

olmak

(médicament) (diyette, vb.)

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
Elle est sous antibiotiques.

için

(intention, but)

(bağlaç: Kendi başına bir anlam taşımayan, cümlede eş görevli sözleri ve cümleleri birbirine bağlayan sözcüktür (örnek: "kitabı aldı, fakat geri vermedi").)
Il est sorti pour dîner.

-leri, -ları

(soir, nuit,...)

Kevin travaille la nuit.

-e doğru

préposition

(bağlaç: Kendi başına bir anlam taşımayan, cümlede eş görevli sözleri ve cümleleri birbirine bağlayan sözcüktür (örnek: "kitabı aldı, fakat geri vermedi").)

-miş miydi, -mış mıydı

(avoir, 3e pers du singulier) (soru)

Est-ce qu'elle t'a dit à quelle heure elle arrivait ?

sahiptir

(3e personne du singulier) (eskil)

(basit zaman: Sadece bir kip alan fiildir.)
Le roi a gracié le prisonnier.

-mamış, -memiş

verbe transitif (avoir, 3e pers du singulier) (olumsuzluk)

Ton frère est sympa mais il n'a pas ton charme.

-e sahiptir

verbe transitif (avoir, 3e pers du singulier) (3. tekil şahıs)

Elle a une nouvelle voiture.
Yeni bir otomobile sahiptir.

ötesinde

préposition

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Il y a un supermarché juste au coin (de la rue).

birisine, birine

préposition

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Envoie le compte-rendu à la direction afin que le patron puisse le lire.

-den ziyade

préposition (plutôt que)

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Je préfère la crème glacée au chocolat.

ile, -le

(edat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").)
Elle a acheté des œufs à la douzaine. Nous sommes payés à l'heure.
Saat başına ücret alıyoruz.

sorumluluğunda

préposition (birisinin)

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
C'est à moi de décider, pas à toi.

-e, -a

préposition (yapmaya, etmeye)

On l'a forcée à reconnaître le vol.

tercihen

préposition (comparaison)

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Je préfère le rouge au bleu.

hepsi birlikte

préposition

(edat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").)
À nous tous, nous n'avons que dix euros.

-de, -da

(la chandelle) (yer, durum)

Nous aimons dîner aux chandelles.
Mum ışığında yemek yemeyi çok seviyoruz.

-de, -da

préposition (quelque part) (bir yerde)

Tu étais au pub hier soir ?

Ar

(Chimie : élément) (argon)

(isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.)
L'argon, abrégé en « Ar. », est un élément que l'on trouve dans l'atmosphère de la Terre.

belirli bir vakitte

préposition

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Au 20 mars, il n'y avait toujours pas l'argent sur mon compte en banque.

kredi mektubu

(isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.)
Le magasin m'a repris mes articles et m'a fait un avoir de 30 €.

sahip olmak

verbe transitif (posséder)

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
Il a une grande maison et deux voitures.
Büyük bir eve ve iki otomobile sahiptir.

sahip olmak

(geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").)
Elle a une très forte personnalité.
Güçlü bir kişiliğe sahiptir.

(hastalığı) olmak

verbe transitif (une maladie)

(geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").)
Elle a la grippe en ce moment.
Şu anda gribi vardır.

sahip olmak

verbe transitif (famille) (çocuk)

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
Ils ont deux filles et un fils.

sahip olmak, -si olmak, -si bulunmak

verbe transitif (à l'esprit)

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
Elle a un tas de projets.
Bir sürü planı vardır.

almak

verbe transitif

(geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").)
Pourrais-je avoir une autre tasse de thé ?
Bir bardak daha çay alabilir miyim lütfen?

-miş, -mış

(pour former le passé)

Nos avons gagné la course.

almak

(une note)

(geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").)
J'ai eu un A en espagnol.

öç almak, intikam almak

(se venger) (birisinden)

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
Je t'aurai !

misafir etmek, konuk etmek

(des personnes)

(geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").)
Nous avons du monde à dîner demain.

almak, teslim almak

verbe transitif

(geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").)
Tu as eu les résultats de ton examen ?

-dır, -dir

(durum bildirir)

Barry est malade.
Barry hastadır.

almak, eline geçmek

(un message, une lettre)

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
As-tu reçu le message que je t'ai envoyé ?

(hastalığa) yakalanmak, (hasta) olmak

(une maladie, familier)

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
Il a attrapé la grippe et a dû rester à la maison.
Gribe yakalandı (or: grip oldu) ve evde istirahat etmek zorunda kaldı.

yakalamak

(un voleur,...) (kişi)

(geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").)
La police a fini par l'attraper.

almak

(une note,...)

(geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").)
J'ai eu une bonne note à ma dissertation.

hissetmek

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)

sahip olmak

verbe transitif

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
Tu as un sacré toupet pour me parler sur ce ton ! // James a une grande collection de disques.

kandırmak

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
Ne te laisse pas avoir par ses âneries.

karşılaşmak

(un accident)

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
Il a eu un accident en allant au tribunal.

sivilcelenmek

(sur visage : des boutons, une éruption)

(geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").)
J'ai mangé trop de sucre et maintenant, j'ai des boutons.

ayırmak

verbe transitif (du temps) (zaman)

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
As-tu le temps de m'aider quelques minutes?

muzdarip

verbe transitif (une maladie)

(sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.)
Elle a la grippe en ce moment et ne peut donc pas aller à la fête.

borçlanmak

verbe transitif (une dette,...)

(geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").)
Il a une ardoise au bar du quartier. // Ce commerce a un gros découvert depuis l'année dernière.

kandırmak

verbe transitif

(geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").)
Il réalisa qu'il s'était fait avoir quand il constata que l'appareil qu'il venait d'acheter n'avait pas de pièces fonctionnelles à l'intérieur.

sahip olmak, elinde tutmak

(geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").)
Leah a les clés de la voiture.

meşgul olmak, uğraşmak

verbe transitif

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
Je n'ai pas de conversation avec des imbéciles.

olmak

verbe transitif (un avis, une opinion) (düşüncede, fikirde)

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
Nous savons que tous les membres du parti n'ont pas forcément le même avis sur ce sujet.

basmak

(âge) (yaş)

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
Mon arrière grand-mère a eu 99 ans la semaine dernière.

yetişmek

verbe transitif (un train, un avion) (otobüse, vb.)

(geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").)
Il faut que je me dépêche si je veux attraper mon train.

belirleyici özelliği olmak

(bir şeyin)

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
La plupart des églises normandes ont un haut clocher.
Yüksek çan kulesi çoğu Norman kilisesinin belirleyici özelliğidir.

kapmak

(geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").)

sahip olmak, -si olmak, malik olmak

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)
Possédez-vous un ordinateur ?

başlatma

(isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.)

beslemek

(des espoirs, des pensées,...) (sevgi, kin, vb.)

(fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.)

geçmek

(un examen) (sınavı, vb.)

(geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").)
Elle a réussi son permis de conduire du premier coup.
İlk denemesinde sürücülük sınavını geçti.

sahnede

(mecazlı)

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Theresa passe dans deux minutes ! Mais où est-elle partie ?

a

préfix (olmayan anlamında)

Par exemple : apolitique, arythmie
Örneğin: apolitik, aritmi

-de, -da

(transport) (trende, arabada, vb.)

Nous pouvons manger nos sandwichs dans le train.

-e kadar

préposition (date)

(bağlaç: Kendi başına bir anlam taşımayan, cümlede eş görevli sözleri ve cümleleri birbirine bağlayan sözcüktür (örnek: "kitabı aldı, fakat geri vermedi").)
Jusqu'à ce jour, l'immeuble original est toujours debout.

kadar

préposition (limite)

(edat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").)
Il avait froid jusqu'aux os après avoir skié.

içine, içerisine

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Mets d'abord les piles à l'intérieur et allume-le.
Önce pilleri aletin içine yerleştir, sonra da aleti çalıştır.

moda

(dans le vent)

(isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.)
Les mini-jupes sont à la mode cette saison.
Bu sezon mini etekler modadır.

yola çıkmış

locution adjectivale

(sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.)
J'adore les courses de chevaux. Regarde ! Les chevaux sont prêts à partir.

ocağa

(Cuisine : aliments) (yemeği, vb.)

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Je vais mettre les pommes de terre à cuire.

uzağa

locution adverbiale

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
La musique diminuait peu à peu.

devamlı, sürekli

locution adverbiale

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
Elle insista à de nombreuses reprises.

deplasmanda, rakip sahada

locution adverbiale (Sports) (spor)

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
L'équipe joue à l'extérieur ce week-end.

içerisinde

préposition (dans les limites)

(zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").)
La réponse se situe dans (or: à l'intérieur de) la zone normale.

heyecanlı

(sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.)

dikkatli

(sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.)
Je suis un conducteur prudent.

abazan

(sexuellement) (argo)

(sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.)
Il était excité par les photos suggestives.
Çıplak resimlere bakmak genç adamı iyice azgın hale getirdi.

Fransızca öğrenelim

Artık à'ün Fransızca içindeki anlamı hakkında daha fazla bilgi sahibi olduğunuza göre, seçilen örnekler aracılığıyla bunların nasıl kullanılacağını ve nasıl yapılacağını öğrenebilirsiniz. onları okuyun. Ve önerdiğimiz ilgili kelimeleri öğrenmeyi unutmayın. Web sitemiz sürekli olarak yeni kelimeler ve yeni örneklerle güncellenmektedir, böylece bilmediğiniz diğer kelimelerin anlamlarını Fransızca içinde arayabilirsiniz.

Fransızca hakkında bilginiz var mı

Fransızca (le français) bir Roman dilidir. İtalyanca, Portekizce ve İspanyolca gibi, bir zamanlar Roma İmparatorluğu'nda kullanılan popüler Latince'den gelir. Fransızca konuşan bir kişi veya ülke "Francophone" olarak adlandırılabilir. Fransızca 29 ülkede resmi dildir. Fransızca, Avrupa Birliği'nde en çok konuşulan dördüncü ana dildir. Fransızca, İngilizce ve Almanca'dan sonra AB'de üçüncü sırada yer alır ve İngilizce'den sonra en yaygın olarak öğretilen ikinci dildir. Dünyanın Fransızca konuşan nüfusunun çoğunluğu, birinci veya ikinci dil olarak Fransızca konuşabilen 34 ülke ve bölgeden yaklaşık 141 milyon Afrikalı ile Afrika'da yaşıyor. Fransızca, Kanada'da İngilizce'den sonra en çok konuşulan ikinci dildir ve her ikisi de federal düzeyde resmi dildir. 9,5 milyon kişinin veya %29'unun birinci dili ve 2,07 milyon kişinin veya tüm Kanada nüfusunun %6'sının ikinci dilidir. Diğer kıtaların aksine, Fransızcanın Asya'da popülaritesi yoktur. Şu anda, Asya'daki hiçbir ülke Fransızca'yı resmi dil olarak tanımıyor.